ALMANYA'DA IRKÇI DİZİ
MHP TEKKEKÖY'DE GENÇ ADAY
SAMSUN KALP'TE İDDİALI
STRES KALBİ ETKİLİYOR
Bu haber 29 Aralik 2009, Sali 17:15 tarihinde eklendi. 71 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BAYDEMİR CEVAP VEREMEDİ

Futbol Federasyonu, 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası adaylığı için UEFA'ya bildirilen şehir ve statlar belirlenmesi için gereken kriterler konusunda açıklama yaptı. Federasyonun internet sitesinden, 'Türkiye'nin projesine, Türkiye'nin desteğini istiyoruz' başlığıyla yapılan açıklamada, Fenerbahçe Kulübü'nün, Şükrü Saracoğlu Stadı'nın statlar arasında bulunmamasıyla ilgili yaptığı açıklamanın şaşkınlıkla karşılandığı ifade edildi. Şampiyonayı Türkiye'ye getirmek için önemli bir yarışın içinde olunduğu kaydedilen açıklamada, 'Bu aşamada tüm ülkemizin desteğini, Türkiye'nin projesinin yanında görmek arzusundayız. Adaylık çalışmalarına başladığımız günden bu yana yerli ve yabancı kamuoyundan aldığımız takdir, bu konudaki şevkimizi artırıyor. Ancak dün yapılan bir açıklama, açık söylemek gerekirse bizleri şaşırttı. Destek olmak yerine, ön yargılı ve somut bilgilerden uzak bir tutumu yansıtan bu açıklama karşısında, UEFA'ya bildirilen 8 şehir 9 stadın hangi kriterleri içermesi gerektiği konusunda bir bilgilendirme yapmanın yerinde olacağını düşünüyoruz' denildi. EV SAHİBİ ŞEHİRLER VE STAT KRİTERLERİ Açıklamada, Türkiye'nin adaylığıyla ilgili ev sahibi şehirler ve statlar konusunun UEFA kriterleri çerçevesinde titizlikle ele alındığı belirtildi. Şehrin raylı sistem ya da metroya sahip olması, aday şehirler arasındaki mesafenin kısa olması, şehirlerin birbirine toplu taşıma sistemleri ile bağlanmasına engel olacak bir problemin yaşanmaması, ev sahibi şehrin yaz turizminde çekim merkezi olması, 50 bin seyircinin bir gecede diğer şehirlere rahatlıkla ulaştırılabilmesi, maçların oynanacağı stadyum ve çevresinin en az 100 dönümlük bir arazi içinde yer alması, aday şehrin turnuva için belirlenen 4 konaklama merkezine yakın olması, şehrin minimum 2 bin 600 odalık otel kapasitesine sahip olması şeklindeki konu başlıklarının, haziran ayından bu yana UEFA ve Türkiye Futbol Federasyonu arasındaki teknik toplantılarda değerlendirilerek, uzun çalışmalar sonucunda aday şehirlerin belirlendiği kaydedildi. UEFA'nın aynı şehirde en fazla 2 statta maç oynanmasına müsaade etmesi ve final maçının oynanacağı stadyumun en az 60 bin kapasiteli istenmesinin, beraberinde İstanbul'un 2 stat ile sınırlı tutulmasını getirdiği vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi: 'Yeni projesiyle 81 bin kişiye ulaşması hedeflenen kapasitesi ile Atatürk Olimpiyat Stadyumu, final için belirlenen koşullara uygun tek stattır. Çevresindeki geniş alanlar ve UEFA'nın ana önceliği olan güvenlik konusunda oluşacak yeterliliğin yanı sıra ulaşım kolaylığı ve kapasitesiyle Türk Telekom Arena'nın, İstanbul'un 2. stat kontenjanına alınması daha uygun bulunmuştur. Ayrıca Türkiye'nin daha önce farklı federasyon yönetimlerinde aday olduğu 2008 ve 2012 Avrupa şampiyonalarında aday gösterilen şehirler incelendiğinde, bu seçimin hemşerilik duygularına indirgenmeyecek kadar kapsamlı bir süreç sonucu yapıldığı rahatlıkla da görülebilir. Hatırlanacağı üzere EURO 2012 adaylık dosyası ile en yüksek teknik puanı alan TFF, EURO 2016 adaylığında da yine en yüksek teknik puanı almayı hedeflemektedir. Keza, teknik puanlama ev sahibi ülkeyi belirleyecek en önemli unsur haline gelmiştir. Türkiye Futbol Federasyonu, sadece bu adaylık konusunda değil, bütçesiyle ilgili tüm harcama kalemlerinde en üst düzeyde sorumluluk ve şeffaflık anlayışı ile hareket etmektedir. TFF bütçesi ile ilgili her detaya, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Haziran ayında yapılan olağan mali genel kurulda cevap verilecektir' 'BU PROJE TÜRKİYE'NİN PROJESİDİR' Projeye 'Ben yoksam proje de olmasın' yaklaşımıyla bakmanın, büyük kulüp olmanın misyon ve sorumluluğuna ters düştüğü ifade edilen açıklama şöyle noktalandı: 'Son olarak şunu vurgulamak isteriz; bu proje Türkiye'nin projesidir. Bir futbol etkinliğinden ibaret olmayan EURO 2016, turizm, kültür, tesisleşme, spor eğlencesi ve en önemlisi ülke tanıtımı konularında ülkemize tarihi katkılarda bulunma potansiyeline sahiptir. Ülkemizde futbolun kaderini değiştirecek ve kazanmaya oldukça yakın olduğumuz bu projeye, başta büyük kulüplerimiz olmak üzere futbol kamuoyundan destek beklerken, böylesine bir tartışmanın açılması, oluşturmaya çalıştığımız sinerjinin geriye çekilmesi anlamına gelmektedir. Bu kadar prestijli ve keyifli bir projeye, 'Ben yoksam proje de olmasın' yaklaşımıyla bakmak, en azından büyük kulüp olmanın misyon ve sorumluluğuna ters düşmektedir.'
BAYDEMİR CEVAP VEREMEDİ Üzerinde “Devlet sırrı” yazılı kapılar, artık hâkim kararıyla açılıyor. Hukuk devleti kavramında hâlâ sorunlar var ama genel gidiş çağın hukuk devleti yönündedir.
Bu gidişin temelinde gelişen piyasa ekonomisi ve AB süreci vardır. Bir faktör daha var: Liberal aydınların artan entelektüel inisiyatifi...

CEVAP VEREMEDİĞİ SORU
Diyarbakır’ın Belediye Başkanı Osman Baydemir’le uçakta yan yana düşmüştük. Sohbet demokrasiden, liberal aydınlardan açıldı. Ben bir soru sordum:
- Sizin dahil olduğunuz hareketten niye birkaç tane olsun liberaller çıkmıyor?! Liberallerin devleti ve orduyu eleştirmesinin binde biri kadar eleştiriyi PKK’ya yönelten Kürtleri niye göremiyoruz?

PKK'YA LAF EDEMEZ
Net bir cevap vermedi, zaten net bir cevap da beklemiyordum. Çünkü kamuoyunda isim yapmış hiçbir Kürt, kalben ve zihnen özgürlükçü olsa bile PKK’ya karşı laf edemez... Hele de PKK’nın zincirindeki bir halkaysa, Öcalan’a tapınmaktan başka çaresi yoktur!

KÜRTLERİN BU ENGELİ FAŞİZMDİR
Osman Baydemir’in “bizde ılımlı, aşırı farkı yok” anlamındaki sözleri, nüanslara bile tahammül edemeyen bir totalitarizmin ifadesidir. Küfürlü sözleri ise hem şahsi ‘edep’ seviyesini hem “totaliter söylem”deki şiddeti yansıtıyor. En çarpıcı örnek, ömrünü Kürt davasına adayan merhum Hikmet Fidan’ın sırf “aykırı” durduğu için PKK tarafından 6 Temmuz 2005’te katledilmesidir. Fidan’ın DTP’li arkadaşları bu “totaliter” korku yüzünden cenazesine bile katılmadılar! Leyla Zana taziye ziyaretine gitti ama ısrarlı sorulara rağmen “cinayeti kınıyorum” demedi! Kürtlerin demokrasi yolundaki engeli, bu faşizmdir!

FARKLI SES İHANETTİR
Eski DEP’li Yaşar Kaya, “Abdullah Öcalan ilah değil. Kürtler herkesi eleştirebilmelidir. Kürt aydınları tarafsız olmalıdır” diyor. (CNN Türk, 17 Eylül 2009)

HAİN İLAN EDİLMEKTEN KORKUYORLAR
Doğru diyor ama... Kürt hareketinde demokratik özgürlüklerin önünde korkunç bir engel var: PKK’nın ve partilerinin totaliter karakteri; faşizmin lidere tapınma ideolojisi ile Stalinizmin örgütlenme modeli: Farklı ses ihanettir! Diyarbakır’ın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu’nun söyledikleri fevkalade önemlidir: “Hain ilan edilmemek için DTP’yi eleştirmiyorlar... Eleştirilerinde belli bir noktaya kadar gelebiliyorlar. O noktayı geçtiklerinde ‘hain’ ilan edilmekten korkuyorlar. Kimi hayatından, kimi statüsünden korkuyor. Bu yüzden eleştirilerinde çok dikkatli davranıyorlar” diyor. (Yeni Şafak, 15 Aralık 2009)

PKK TOTALİTARİZMİ BİR ŞEY YAPAMAZ
Bu totaliter faktör, bölgede iş ve girişimci zihniyetinin gelişmesine de, demokratik yoldan çözüm alternatiflerinin oluşmasına da engel oluyor. Demokrat Kürtler münferit değil de toplu davranabilirlerse PKK totalitarizmi bir şey yapamaz; “totaliter büyü” bir defa bozulabilirse arkası gelir. Devletin de terörle mücadele ederken kitleleri PKK’ya yapıştıracak ‘tahrikçi’ davranışlardan sakınması şarttır. PKK’lıların cesetlerini tekmelemek, kaçma tehlikesi olmayan ‘sivil’leri sıraya dizip kelepçe takmak gibi davranışlar korkunç derecede yanlıştır. İçişleri’nin soruşturma açması isabetli olmuştur.
Sade Kürt vatandaş, Türkiye’de gelişen demokrasi ile PKK totalitarizmi arasındaki farkı günlük hayatında görmelidir. Bu son derece önemli bir faktördür.

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
Diğer Haberler
İlçemizde Yerel Seçimi Hangi Parti Kazanır?
AKP
BBP
CHP
DP
MHP
SP
Gazisoft YAZILIMI Alperence SUNUCULARINDA BARINDIRILMAKTADIR