BABA-OĞUL KATİLMİ?
SEMAVERCİ ÖLÜ BULUNDU
OFF-SHORE HEYECANI SONA ERDİ
Bu haber 08 Eylül 2011, Persembe 20:56 tarihinde eklendi. 863 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ASARCIK HAKKINDA...

Asarcık İlçemizin Tarihi ve Coğrafi Konumu...
ASARCIK HAKKINDA... TARİHİ VE COĞRAFİ KONUMU:

 

Asarcık,  Samsun’un 44 km. güneyinde yer alan küçük bir ilçedir. Yüz ölçümü 180 kilometrekare olan Asarcık ilçesi; doğuda Çarşamba –Ayvacık ilçeleri,   batıda Kavak ilçesi,  kuzeyde Samsun merkez,  güneyde de Lâdik ve Amasya ili Taşova ilçesi ile çevrilidir. Asarcık kendisine bağlı Kesealan - Ayaklıalan köyleri ile Çarşamba ve Ayvacık ilçelerine, Yaylaköyü ile Tekkeköy ilçesine, Akyazı ve Musaağa köyleri ile Samsun Merkez ilçeye, Uluköy - Aşuru - Koşaca köyleri ile Kavak ilçesine, Sakızlık-Armutluköy-Yeniömerli köyleri ile Ladik ve Taşova ilçelerine sınırdır. Asarcık coğrafyası göz önüne alındığında sınırları oluşturan köyler yüksek köylerdir. Bu köyler genel olarak yörede bulunan dağların eteklerine yerleşmiş durumdadır.  Dağlar ve söz konusu köylerin yerleştiği alan hisar biçiminde olduğu için Hisarcık diye anılmakta imiş. Asarcık merkezi ve diğer köylerin yerleşmiş olduğu alan ise küçük düzlük ve tepeciklerden oluşmaktadır. Bu bölge bir hisarı andırdığından Hisarcık adı verilmiştir. Zamanla Hisarcık ASARCIK olarak değiştirilmiştir.

Asarcık tarihinin araştırılmasında en büyük yer Tarihi Gökgöl Camiidir. Tarihi Gökgöl Camiinin ve çevresinde bulunan mezar taşlarının üzerinde bulunan tarih ve metinlerden anlaşılacağı üzere bölgede bugün yaşayan halkın 300 yıl öncesinden var olduğu anlaşılmaktadır. İlerleyen yıllarda Çarşamba ya yerleşmiş bulunan bir kısım Kırım Türk’ünün ve Kafkas Türk Kavmi olan Çerkezlerin de bu bölgeye yerleşmesiyle yavaş yavaş bu günkü halini almıştır. Bölgede yaşayan mimari eserlerin 16 yy. önceki dönemlere ait olduğu anlaşılmaktadır. Asarcık komşu ilçelerin tarihinden de anlaşılacağı üzere Türk Milletinin oldukça eski bir yerleşim yeridir. Cumhuriyet öncesi dönemde bu bölgede Rum köylerinin de mevcut olduğu bilinmektedir. Rumlar bu bölgeye 19. yy. sonlarında yerleşmişlerdir. Cumhuriyet dönemine kadar bölgede yaşayan Rumlar Lozan Antlaşmasıyla mübadeleye tabii tutulmuşlardır. Yaşadıkları mezraları bölgede öteden beri yaşamakta olan Türk halkı Rumca isimlerle adlandırmıştır. Galyoslar, Moskoflar, Papazlar bu mezra adlarına birer örnektir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında bölgede yaşayan Rumlar çok sayıda çete kurarak bölgede yaşayan Türk’lerin üzerine saldırı da bulunmuşlar, evlerini ekinlerini yakıp talan etmişler, hayvanlarını ellerinden almışlar ve yakaladıkları insanları topluca yakmak vurmak suretiyle öldürmeye başlamışlardır. Bunun üzerine Asarcıkta Kuva-yı Milliye Hareketi başlamıştır. Giresunlu Topal Osman, Topal Süreyye ve Mehmet Çetin komutasına giren  bölge halkı Rumlara karşı mücadele vermişlerdir. Bu mücadeleye katılmış insanların birçoğu 10-15 sene öncesine kadar hayatta olup, birkaç tanesi  hala hayattadır.  Yaşayan bölge halkından dinlenenlerden de  anlaşılmaktadır ki Rum çetelerinin yapmış olduğu eziyetler bölge halkının hafızasından silinmemiştir. 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinden sonra Kafkasyadan göç eden bir grup Kafkas Türk Kavmi olan Çerkez’ler bugün ki ilçe merkezinde bulunan bir köye ve  Kavak - Ladik sınırlarında bulunan iki köye yerleştirilmişlerdir. Bu gün ilçe merkezinin içinde yer alan Biçincik köyü ormanlık alanın kesilmesi sonucunda açılan alandan oluşmaktadır. Kesim işinin biçmek anlamında söylendiğinden, Çerkezlerin yerleştirilmiş olduğu bu köye Biçincik adı verilmiştir.  

1943 yılından itibaren bu köy merkezinde Pazar kurulması nedeniyle 1959 yılında bucak olmuş ve civarda bulunan 12 köy bu Bucak’a bağlanmıştır. 16.06.1987 tarih ve 3392 sayılı kanunla ilçe olan Asarcık’a 27 köy bağlanmıştır.  1989 yılında yapılan mahalli seçimler sonucunda Bahri KÖŞÜŞ ilk belediye başkanı olmuş ve Asarcık Belediyesini kurmuştur. Biçincik merkezinde bulunan Muhtarlık binası Asarcık Belediyesi olarak hizmet vermeye başlamıştır.

İlçeye bağlı;  merkezde Biçincik Mahallesi ve Atatürk mahallesi olmak üzere iki mahalle ile 30 köy mevcuttur. İlçede Adliye ve Polis Teşkilatı haricinde ki bütün resmi daireler kurulmuştur.

İlçenin güneyinde bembeyaz heybetiyle, başı bulutların içinde dimdik duran Akdağ yer almaktadır. İlçe yayla havasında olmasını Saltuk Ormanı ve kendisini çevreleyen sıradağların (Böğürtlen Dağları) yanı sıra büyük oranda Akdağ’a borçludur.  Haritada Böğürtlen Dağları diye de bilinen Saltuk Ormanı kendisine has heybeti ile ilçenin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Bu ormanın eteklerinde Kılavuzlu Köyünün üst kısmında bulunan Yağbela Tekkesi ve hemen karşısında Yeniömerli Köyünün üstünde bulunan Gülveren Tekkesi ile Akyazı Köyü Şehitler Mevkiinden ilçe genelinin büyük bir kısmı kuşbakışı denilebilecek kadar geniş açıdan görülebilmektedir. Yörenin kendi içinde bulunan ormanlardan doğan küçük akarsuları mevcuttur. Bu akarsular tarımda kullanılacak kadar yeterli değildir.  Ancak ilçeyi çevreleyen sıradağların arka kısımlarından dere ve ırmaklar Yeşilırmak’a doğru yol almaktadır. 

Asarcık ilçesinin çevresinde bulunan komşu ilçeler tarih olarak incelendiğinde;  doğusunda bulunan, Çarşamba ve Ayvacık ilçelerinin aynı tarihi özellikte olduğu, Ayvacık ilçesinin Çarşamba ilçesinden ayrılarak kurulduğu görülmektedir. Yeşilırmak ovası merkezinde kurulu olan Çarşamba ilçesinin M.Ö. 4000'lerden günümüze bir yerleşim merkezi olduğuna dair görüşler vardır. Çarşamba'nın bütün ovada merkez rolünü üstlenmesinde,  ilki 1370 yılında Çarşamba günleri kurulmuş olan panayırın etkisi büyüktür.  Bu panayır Çarşamba günleri kurulduğundan ilçenin adı da buradan gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında da idari teşkilatta önemli bir ilçe olarak yerini almış olan Çarşamba'da Cumhuriyetten sonra 1925'de Belediye teşkilatı kurulmuştur.

Asarcık’ın tarihi, batısında bulunan Kavak ilçesine daha yakın olduğu görülmektedir. Bucak ve ilçe olmadan önce de idari açıdan Kavak ilçesine bağlı olduğu bilinmektedir. Kavak ilçesinin tarihi oldukça eskidir. İlçe merkezinin kuzeyindeki kalan Kale Doruğu Höyüğün 1942 yılında yapılan araştırmalarda M.Ö.3500–2000 yıllarına ait eserlere rastlanmıştır. Bu verilere göre Kavak ilk tunç çağından bu yana bir yerleşim yeridir. Kale doruğu höyüğünde genç Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu  ve Osmanlı dönemlerine ait eserlere rastlanması ise bu yerin hem yerleşim özelliğini, hem de burada yerleşimin sürekliliğini göstermektedir 1518 tarihli bir Osmanlı tapu defterinde Kavak’ın Samsun sancağına bağlı bir karye (köy) olduğu görülmüştür. 1839 yılında merkez ilçeye bağlı bucak olmuştur. 1934 yılında da Bucak teşkilatı ilçe teşkilatına çevrildi.

Asarcık’ın kuzeyinde bulunan Lâdik ilçesi;  tarihinin M.Ö. 3000 - M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzandığı tahmin edilmektedir. İslam uygarlıkları döneminde  (705) Arapların eline geçen bölge 1071 Malazgirt Savaşından sonra Selçukluların eline geçmiştir. 1075'de Alparslan'ın komutanlarından Melik Ahmet Danişment Gazi, Amasya ve çevresine egemenliği altına aldı. Bir rivayete göre de ilçe adını komutanın kızı İleduk ve İldük Hatun'un isminden almıştır. Selçukluların parçalanmasıyla kurulan Anadolu Beylikleri zamanında Ladik Kubatoğullarının hakimiyetine girmiştir. Osmanlılar ise Ladik'i 1428'de kesin olarak topraklarına katmışlardır. Lâdik Cumhuriyet dönemine kadar Sivas Sancağına bağlı Amasya Vilayeti sınırları içinde bulunmuştur. Cumhuriyet kurulduktan sonra Amasya iline bağlı olan Ladik ilçesi 1925'de Samsun'a bağlanmıştır.


Asarcık’a komşu olan ilçelerden Tekkeköy’ün Selçuklular Anadolu ya geçmeye başladığı zaman Bizans devletinin egemenliği altında olduğu Türklere ve İslamiyet’e açmak için, bölgenin önemini de dikkate alarak büyük Türk velisi Şeyh Zeynüddin'i buraya gönderdiği ve bir Tekke kurdurduğu, Tahminen 13. yüzyılda yaşayan Şeyh Zenüddin kurduğu tekkede yolcuları, düşkünleri,, fakir fukarayı kazan kurarak doyurduğu, Tekkeköy adının buradan geldiği söylenmektedir. 1399'da Tekkeköy Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1402 Ankara savaşından sonra Kubatoğullarının eline geçmiştir. 1419'da Çelebi Mehmet Tekkeköy'ü tekrar Osmanlı topraklarına katmıştır. Osmanlılar döneminde burada Türkler ve Bizans döneminden kalma Rum halkı barış içerisinde yaşamışlardır. Ancak I. Dünya savaşı sırasında Türk ve Rum halkı arasındaki barış bozulmuştur. Kurtuluş savaşı sonrasında yapılan Lozan antlaşması gereği burada ki Rum halkı Batı Trakya Türkleriyle yer değiştirilmiştir.
Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
Diğer Haberler
İLÇEMİZİN BAZI YERLERİNDE TRAFİK IŞIKLANDIRMASINA İHTİYAÇ VARMI?
HAYIR İHTİYAÇ YOK
KONU HAKKINDA FİKRİM YOK
EVET KESİNLİKLE
Gazisoft YAZILIMI Alperence SUNUCULARINDA BARINDIRILMAKTADIR